Fizyoterapi Merkezi' ndeki beşinci günümdü bu gün. 82 yaşındaki Nezihe Teyze ile paylaştım odamı. Onun kırılmış ve şimdi eski halini almaya çalışan sol koluna tedavi uygulandı. Bense yeni uğraşım ve uğraşan boyun fıtığımın sol kolumdaki etkisini gidermeye gitmiştim.
Tedavi için uygulamaların yapılacağı yatağın üstüne havlumu bana göre yavaş ama ona göre seri hareketlerle serdiğim andan itibaren beni seyretmeye, takip etmeye başladı. Tabii ben de onu inceliyordum bir yandan. Nezihe Teyze' nin kısa kesilmiş saçları yeni boyanmıştı, kulak memelerindeki küpe delikleri oldukça büyüktü. Bundan yola çıkarak teyzenin aksesuar kullanmayı sevdiği = en azından küpe= ve bu küpelerin oldukça büyük ve gösterişli olduğu, Nezihe Teyze' nin ilgi çekici büyük küpelerini gezmelerde, ziyaretlerde taktığı, ev dışı sosyal yaşamı sevdiği yorumunu yapabilir ve bana benzediğini söyleyebiliriz.
Nezihe Teyze' nin gözlerinin " Ben de bir zamanlar böyleydim." takibini tedaviye hazırlanırken tüm bedenimde hissettim. O süzüşü, o takibi yaşamım boyunca unutmayacağım.
Bu günkü tedaviden çıkarken dedim ki kendime. " Sen de bir gün 82 yaşında, eli ayağı tutmayan Güniz Teyze olacaksın. Hadi eve gitmeden kendine bir kahve ısmarla ve bundan sonra ne yapmak istediğini listele. Yaşam akıp gidiyor, NEZİHE TEYZELEŞMEK çok yakın."
20. Ağustos. 2009
18 Aralık 2009 Cuma
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder